Sanırım aklım karışık son zamanlarda.. Düşünüyorum yine.. Bu pek de yeni bir şey sayılmaz, her zaman düşünürüm ben. Bazı organlar çalıştıkça genişler, büyürler ya, kocaman bir başım olmalıydı, içinde kocaman beynimin olduğu.. Sırf bu bile artık düşünmemem için geçerli bir sebep.. Ama elimde değil ki, düşünüyorum. Hayır tek bir şey düşünsem yine iyi.. Ama bir şeyi düşünürken –daha düşünmeyi bitirmeden- yeni bir şeyi düşünmeye başlıyorum. Böylece aynı anda iki şeyi düşünüyor oluyorum. Sonra bir üçüncü şey ekleniyor bu iki şeye, sonra dördüncüsü, beşincisi derken düşünüyorum işte.. Hem de çok düşünüyorum.. Teoman ağabeyimiz bile demiş; ‘düşünme, kim anlamış ki sen anlayasın böyle’ diye.. Adam haklı, gerçekten haklı.. Düşünüyorum, ama bende çözemiyorum şarkıda ki herkes gibi.. Çözemedikçe de rüyalarımda uğraşmaya başlıyorum düşündüklerimle, tabi o da uyumayı becerebilirsem.. Uykumda bile rahat yok bana..
Bir şeye uzun süre bakarsak, artık onu görmemeye başlarız.. Hep oradadır o ve alışır artık gözümüz ona.. O kadar vardır ki, varlığını varlıktan sayamayacak duruma geliriz ve ‘gözümüzde’ yok olmaya başlar. Ya da daha somut düşünelim. Herhangi bir nesnenin ismini uzun süre düşünürsek -hatta somutlaştırma isteğimizi bir adım ileri taşıyalım- sesli olarak tekrar edersek onun anlamının azalmaya ve belki yok olmaya başladığını görürüz. Fazla düşünmenin yaptığı da tam olarak böyle bir durum işte. Düşündükçe anlamlar azalıyor, belki zamanla kaybolacak kadar azalıyor. Fark ediyorum ki, uzun zamandır hiçbir şeye yeterli yoğunlukta yaklaşamıyorum. Anlamları(mı) kaybettim. Yoğunluğumu kaybettim, Yoğunlaşmadan derin olamam ki.. Derin olmazsam da ben olamam.
Durgunum.. Hep durgundum ama başka türlü bir durgunluk var üzerimde.. Duymuyorum, söylenenleri anlayamıyorum. Aklım düşüncelerimle ile o kadar iç içe ki, dış dünyaya adapte olamıyorum. Ne müzik dinleyebiliyorum, ne kitap okuyabiliyorum, ne ders çalışabiliyorum, ne de insanlar ile sohbet edebiliyorum.. Gülümseyemiyorum bile… Eskiden de dış dünya ile iletişim problememimiz vardı. Bunu en aza indirebilmek, dış dünyada kalabilmek için insanları, onların sıkıntılarını dinlerdim. Anladıkça kendimi bu dünyaya daha ait hissederdim. Şimdi insanları, sıkıntılarını dinlemeyi de anlamayı da beceremiyorum. Hep içimdeyim. Düşüncelerimin arkasına bir yerlerde hapsolmuş kendimi bulabilme çabası içindeyim.
Yarım kalmış düşünceler var aklımın arka odalarında.. Hepsinin tamamlanması lazım. Yoksa bitmeyecek düşüncem ile savaşım, kendimi bulma kaygım..





