Dinler, dinlerin mezhepleri dönek kürenin dönme hızını biraz daha artırıyor. Onun daha bir dönek olmasına sebep oluyor. Dünya karışıyor, karman çorman oluyor. Her geçen gün, gece biraz daha, biraz daha...
Bazıları sözde özlerini koruma derdine düşüp, ırkçılığın hesaplaşmasında.. Hem de bu çirkinliği gizlemek için yüzlerine yaptıkları, ‘inanç’ dedikleri çirkin bir makyaj ile.. Gerçek sebep ise gayet pragmatik, ekonomik..
Bazıları ise ‘yanlış anladıkları’ Allah’ları adına işledikleri cinayetlerin peşinde..
Daha nicesi, neler neler...
Daha nicesi, neler neler...
Kim bilir ne kadar üzülüyordur Tanrı.. Nasıl da kırgındır bu denli yanlış anlaşıldığı için.. Şeffaf inci bile döküyor olabilir hayal kırıklığı ile.. Belki de bilge bir dede edasında sitem ile gülüyordur çakma fanatiklerinin saçmalamalarına, harcadıkları zamanlara, hayatlara…
Yeryüzündeki hangi din, hangi Tanrı başkasının hakkına göz dikmeyi güzel sayar? Başkasının emeğini çalmak, başkasının yaşamını elinden almak.. Hangi Tanrı bunları iyi karşılar?
Ayrıntılar ile uğraşırken bütünü unutuyoruz. İşte dünyanın bu kadar kötüleşmesinin asıl sebebi.. Irk, din, dil derken asıl kimliğimizi unuttuk. Hıristiyan’ım, Müslüman’ım, Fransız’ım, Alman’ım, derken unuttuk özümüzü.. Her birimiz yaptık bunu.. Oysa insanız ve hepimiz aynı özden var olmuş kardeşleriz. Var mı ötesi?
Canlı- cansız bu dünyaya ait her şeyin bir parçasıyım, parçasıyız.. Önemli olan empati ile, barış ile, sevgi ile diğer parçalarımız ile bütünleşe bilmemiz.. Ben’in sen olması, sen’in ben olması, o olması.. Ben, sen, o değil BİZ olmamız…
Kimi Budist’tir, kimi Zerdüşt, kimi ilahi dinlerden birine inanır. Kimi güneşe ne bileyim ateşe tapar. Kimi ise Ateisttir ya da Agnostik.. Fakat bu dünya da yaşayan herkes aynı kâinatın çocuklarıdır.
Tüm dinlerin temelinde ‘sevgi ve hoşgörü’ yatar. Farklı inançların ortak paydası olan bu iki duygu ile insanlığın aşamayacağı hiçbir şey yoktur.
İlahi dinlerin söz ettiği cennete ulaşabilmek için önce bu dünya cennet yapılmalıdır. Bu ise, dünyanın ev sahibi olan insanların yani bizlerin, hepimizin elindedir.
Tanrı gökdeki tahtında "Hiçbir ayrılığa kapılmadan, bütünün güzelliğini kavramak var" diyor olmalı.. Biz de yeryüzündeki tahtlarımız da bunu yapabilsek keşke...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder